Alternatif Prag Turları: Şehirdeki Gizli Detaylar
- Sanjar Perhadov
- 8 Nis 2025
- 3 dakikada okunur
Prag’ın ana cazibe noktalarını gördüyseniz ve “Bu şehrin arka sokaklarında, sıradan turistin kaçırdığı neler var?” diye merak ediyorsanız, sizi alternatif bir keşfe davet ediyoruz. Tarihî yapılarının ardında ve popüler güzergahların dışında, Prag sayısız gizem, efsane ve ilginç detay barındırıyor. İşte GeziMimarı ile peşine düşebileceğiniz bazı bilinmeyen Prag sırları:
Golem Efsanesinin İzinde: Eski Yahudi Mahallesi Josefov’da anlatılan Golem efsanesi, Prag’ın en ünlü mitlerinden biri. Haham Löw’ün kilden yarattığı canlının hikayesini bilmeyen yoktur. Ancak biz sizi Eski-Yeni Sinagog çevresinde daha derin bir sohbete davet ediyoruz: Sinagogun çatı katına hiç bakmış mıydınız? Söylenir ki Golem’in hareketsiz bedeni asırlardır orada kilitli durur. Gündüz fark etmediğiniz bir detay, belki gece hafif bir ışıkla belirdi: Tavan arasındaki küçük pencereden bakan bir gölge gözünüze çarptı mı? Bu turda rehberimiz, Golem’in efsanesini tüm ayrıntılarıyla anlatırken, bir yandan da Orta Avrupa Yahudi mistisizminin derinliklerine ineceksiniz.
Kübist Lamba Direği ve Avangart Mimarinin Sırları: Prag, dünyada kübisizm akımının mimaride uygulandığı ender şehirlerden. Eski Şehir’de köşe başında belki farkına varmadan önünden geçtığınız gri bir sokak lambası var ki, o da dünyadaki tek Kübist sokak lambası olarak bilinir. 1913’te yapılan bu lamba direği, Ev U Černé Matky Boží (Black Madonna Evi) adlı kübist binanın hemen yanında yer alır. Eğer sanata meraklıysanız, rehberiniz sizi bu binanın içindeki Kübizm Müzesi’ne de uğratabilir. Kübist koltuklar, vazolar ve resimler arasında gezerken, Picasso ve Braque’ın tablolarından fırlamış gibi duran bir dünyanın içine adım atacaksınız. Dışarı çıkıp bu benzersiz sokak lambasının fotoğrafını çekmeyi unutmayın – böylesini başka yerde göremezsiniz!
Sürpriz Heykeller: David Černý’nin Prag’ı: Şehrin her yanında karşınıza çıkabilen, çoğu zaman bir rehberin işareti olmadan fark etmeyebileceğiniz pek çok sıra dışı heykel bulunuyor. Örneğin Eski Şehir’de bir bina çatısından tek koluyla asılı duran bir adam heykeli var – bu, Sigmund Freud’u temsil eden bir Černý eseridir ve yukarı bakmayanların gözünden kaçar. Yine Žižkov Televizyon Kulesi’ni gündüz görmüş olabilirsiniz; peki kuleye tırmanan dev bebekleri fark ettiniz mi? Bu siyah bebek heykelleri de Černý’nin eseri ve Prag’ın modern simgelerinden. Alternatif turda, sizi bu marjinal sanatçının izinden götürüyoruz: “Piss” heykelini (Kafka Müzesi avlusundaki işeyen adamlar) gülümsemeden incelemek imkansız, “Kral Wenceslas”ın ters bindiği ölü at heykeli (Lucerna Pasajı içinde) ise Çeklerin kendilerine has mizah anlayışını ortaya koyuyor. Bu eserlerin arkasındaki hikayeleri duyduğunuzda, Prag’ın sadece tarih değil, aynı zamanda ciddi bir hiciv ve yaratıcılık kenti olduğunu anlayacaksınız.
Tarihin Gizli İzleri: Bazı detaylar vardır ki binlerce kişi önünden geçer ama fark etmez. Prag’da II. Dünya Savaşı ve Sovyet dönemi izlerini taşıyan köşeler de buna dahil. Örneğin Yeni Şehir’deki Aziz Cyril ve Methodius Kilisesi’nin dış duvarlarındaki kurşun deliklerini gösteriyoruz sizlere. 1942’de Nazilere karşı düzenlenen Anthropoid Operasyonu sonrası, direnişçi paraşütçülerin son sığınağı olan bu kilisenin duvarlarında hala çatışmanın izleri durur. Bir an durup o deliklere dokunmak, tarih dersinden çıkıp somut gerçeğe temas etmek gibidir. Yine Vaclav Meydanı’ndaki Milli Müze binasının cephesinde, 1968 Prag Baharı’nın Sovyet kurşunlarının izleri görülebilir – yakın zamana kadar korunmuş bu izler, tarih bilincini diri tutmak adına sergileniyordu (bugün kopyaları mevcut). Rehberiniz, bu noktaların önünde size o anların hikayesini aktardığında, şehrin hafızasına bambaşka bir pencere açılacak.
Saklı Bahçeler ve Manzaralar: Prag’ın en güzel manzaraları her zaman en bilinen noktalardan çıkmaz. Alternatif rotamızda, duvarların ardına gizlenmiş bir iki bahçeyi de keşfe açıyoruz. Örneğin Vrtba Bahçesi, Malá Strana’da yüksek duvarlarla çevrili, teraslı bir barok bahçedir – pek çok turist farkında bile olmadan önünden geçip gider. İçeri girdiğinizde ise mermer heykeller, düzenli çiçek tarhları ve muhteşem bir kale manzarasıyla baş başa kalırsınız. Yine Hradčany bölgesindeki Svatá Hora Bahçesi veya Strahov Manastırı’nın arka bahçeleri, kalabalıktan uzak, huzurlu köşeler sunar. Rehberinizle birlikte bu bahçelerde dolaşırken, Prag’ın neden “Bahçeler Şehri” olarak da bilindiğini, ancak bu lakabın gizli hazinelerde saklı olduğunu anlayacaksınız.
Prag Meridyeni ve Diğer Ufak Sırlar: Eski Şehir Meydanı’nda belki dikkatinizden kaçmıştır – yerde bir metal şerit ve Latince bir yazı. Bu, eski Prag Meridyeni’nin işaretidir【29†L9-L17】. Bir zamanlar, güneş tam bu çizgiye vurduğunda öğle vakti olduğu anlaşılırdı. 1650’lerden kalma bu astronomik detay, bugün turistlerin çoğunun bilmediği küçük bir bilgi kırıntısıdır. Alternatif turumuzda bu gibi minik ama ilginç ayrıntıları yakalıyoruz. Mesela, Karl Köprüsü üzerinde özellikle aranan bir taş plaka var: Üzerinde beş kesik çizgi, İncil’den bir alıntı… Bu plaka, 17. yy’da köprüden atılarak idam edilen Aziz John Nepomuk’un düştüğü yeri işaretler ve dokunmanın şans getireceğine inanılır. Kimi turistler sadece heykeline dokunup geçer ama gerçek yerin orası olduğunu kaç kişi bilir?
Prag, keşfettikçe açılan bir kitap gibi; ilk bölümler herkes içindir ama derinlere indikçe özel notlar, dipnotlar ortaya çıkar. GeziMimarı ile yapacağınız alternatif turlarda, bu büyülü kentin “küçük sırlarını” birer birer çözecek, belki de eve döndüğünüzde arkadaşlarınıza anlatacağınız en ilginç hikayeleri burada biriktireceksiniz. Unutmayın, Prag’ı gerçekten anlamak istiyorsanız, bazen turist kalabalığının baktığı değil, bakmadığı yere bakmak gerekir. Biz de tam bunu yapıyoruz: Sizi bakılmamış olana bakmaya, duyulmamış olanı duymaya davet ediyoruz.


















Yorumlar