Hradčany (Prag Kalesi Bölgesi): Kralların İzinde Muhteşem Manzaralar
- Sanjar Perhadov
- 8 Nis
- 2 dakikada okunur

Saraylar ve Katedraller Arasında
Prag denince akla ilk gelen siluetlerden biri kuşkusuz ki tepeye kurulmuş olan görkemli Prag Kalesi’dir. Hradčany semti, bu kale kompleksinin ve çevresindeki saray, kilise ve bahçelerin bulunduğu bölgeye verilen isimdir. Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en büyük antik kale kompleksi Prag Kalesi’dir
– yaklaşık 70.000 metrekarelik bir alana yayılır ve içinde binalar, avlular, kuleler barındırır. 9. yüzyılda temelleri atılan kale, yüzyıllar boyunca Bohemya krallarına, Kutsal Roma imparatorlarına ve Çekoslovakya cumhurbaşkanlarına ev sahipliği yapmıştır. Kalenin kalbinde yükselen Aziz Vitus Katedrali, gotik mimarinin başyapıtıdır ve yapımı tam altı yüzyılda tamamlanmıştır (başlangıcı 1344, tamamlanışı 1929’da olmuştur

). Katedralin devasa vitray pencerelerinden içeri süzülen renkli ışık huzmeleri, ziyaretçileri büyülerken; içeride ülkenin azizlerinin mozoleleri ve kraliyet mücevherlerinin saklandığı hazine odası bulunur. Kalenin içinde ayrıca 10. yüzyıldan kalma Aziz George Bazilikası, eski kraliyet sarayının tören salonları ve çeşitli müzeler (örneğin Bohemya sanat koleksiyonları) yer alır.
Hradčany bölgesi, sadece dini ve kraliyet yapılarıyla değil, soylu ailelerin konaklarıyla da doludur. Kalenin eteklerindeki Nerudova Caddesi, bir zamanlar asilzadelerin ve saray görevlilerinin yaşadığı gösterişli evlerin sıralandığı bir yoldur; bugün bu evlerin çoğu büyükelçilik binalarıdır. Yolda yürürken binaların cephelerindeki armalar, rölyefler ve tarihî tabelalar gözünüzden kaçmasın – her biri bir aile hikâyesi anlatır. Mesela, siyah güneş rozetiyle ünlü Üç Fidler Evi veya iki altın güneşli tabela taşıyan ev gibi. Hradčany aynı zamanda Loreto Kutsal Alanı gibi önemli bir hac merkezine de ev sahipliği yapar; Loreto’nun barok cephesindeki çanları belirli aralıklarla çalarak semte neşeli bir melodi yayar.
Zirvedeki Atmosfer ve Sonsuz Ufuklar
Hradčany’de gezinmek, bir anda kalabalıktan uzaklaşıp gökyüzüne ve tarihe yakın hissetmektir. Kale avlusundan şehre baktığınızda Prag’ın kızıl kiremitli çatıları, köprüleri ve minareleri ayaklarınızın altında serilir; bu manzara, özellikle gün batımında altın bir ışıltıya bürünerek unutulmaz bir görüntü sunar. Kalenin Altın Yol sokağında dolaşırken, orta çağ zanaatkârlarının ve muhafızlarının yaşadığı minyatür evleri görebilirsiniz – burada Kafka’nın da bir süre kaldığını öğrenince, dar kapılardan içeri bakmak daha da heyecan verici hale gelir. Hemen yakındaki Daliborka Kulesi, eskiden zindan olarak kullanılmıştır; rivayete göre ilk mahkûmu genç asilzade Dalibor, keman çalarak acısını dile getirmiş ve halk arasında bir efsaneye dönüşmüştür.
Hradčany’nin belki de en etkileyici yanı, tarihi bu kadar yoğun yaşatırken bir yandan da huzur dolu köşeler sunabilmesidir. Kraliyet Bahçelerinde dolaşırken, bir bankta oturup hem kuş seslerini dinleyip hem de sarayların ihtişamını izleyebilirsiniz. Nový Svět (Yeni Dünya) denilen, kalenin arka tarafındaki ufak mahallede ise sanki turistik Prag’dan kopup eski bir köye gelmiş gibi hissedersiniz; bu sakin sokak, altın ışıklar altında akşamüstü yürüyüşleri için idealdir. Gece olduğunda kale bölgesi nispeten sakinleşir ve ay ışığında katedralin silueti, ruhani bir deneyim yaşatır. Böylesine zengin bir bölgeyi keşfederken GeziMimarı dokunuşu, detayları kaçırmamanızı sağlar: Rehberiniz sizi belki normalde kapalı olan bir şapelin içine sokar, belki kale muhafızlarının günlük ritüellerinin ardındaki hikâyeyi anlatır ya da katedralin vitraylarından birinde saklı kalmış bir sembolün anlamını çözer. Hradčany’nin tepesinde sadece manzaraya değil, tarihin derinliklerine de dalacak ve Prag’ın neden “Masal Şehri” olarak anıldığını kalbinizde hissedeceksiniz.








Yorumlar