Prag Eski Şehir (Staré Město): Orta Çağdan Kalan Büyülü Atmosfer
- Sanjar Perhadov
- 8 Nis
- 33 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Nis
Prag Eski Şehir Meydanı’na bakış: Týn Kilisesi’nin ikiz kuleleri ve Jan Hus Anıtı meydanın simgelerindendir. Prag’ın Eski Şehri (Staré Město), Orta Çağ’dan kalma büyüleyici atmosferiyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakan, tarih ve kültür dolu bir bölgedir. Vltava Nehri kıyısında kurulmuş bu tarihi merkez, 1992 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta ve adeta masal kitaplarından fırlamış bir görüntü sunmaktadırbarcelo.com. “Altın Şehir” ve “Yüz Kuleli Şehir” olarak da anılan Prag’ın kalbi olan Eski Şehir, güneş ışığında altın gibi parıldayan taş yapıları ve ufuk çizgisini süsleyen sayısız kuleleriyle ünlüdürbarcelo.com. Aileler ve kültür meraklıları için adeta bir açık hava müzesi niteliğindeki bu bölge, tarihin farklı dönemlerinden izler taşırken canlı sokak yaşamı, sanatsal etkinlikleri, lezzetli mutfağı ve fotojenik köşeleriyle de keyifli bir gezi deneyimi sunar.
Kente gelen gezginler, Eski Şehir sokaklarında dolaşırken Orta Çağ’ın büyüsünü hissederler. Taş döşeli dar sokaklar ve meydanlar, gotik kuleler ve rengârenk cepheli tarihi yapılar arasında dolaşmak adeta geçmişe bir yolculuk gibidir. Prag Eski Şehir, Orta Avrupa’da Orta Çağ’dan kalan en iyi korunmuş tarihi merkezlerden biri olup “bir masal diyarı kadar romantik ve etkileyici” olarak tanımlanmaktadırtimesofindia.indiatimes.com. Bu rehber yazımızda, Eski Şehir’in tarihçesini, mimari özelliklerini, önemli yapılarını, kültürel atmosferini ve sokak yaşamını keşfedecek; geleneksel yemeklerinden, festivallerinden, sanat ve müzik sahnesinden bahsedeceğiz. Ayrıca, Prag’ın günlük yaşamından kesitler sunup ailelere yönelik önerilere ve fotoğraf tutkunları için cazip noktalara değineceğiz. Hazırsanız, Prag’ın kalbindeki bu büyülü dünyanın kapılarını birlikte aralayalım.

Tarihçesi: Orta Çağ’dan Günümüze Prag Eski Şehir
Prag Eski Şehir’in tarihi, yaklaşık bin yıl önceye uzanır. 9. yüzyıl dolaylarında Vltava Nehri’nin kıyısında bir pazar yeri olarak ortaya çıkan bu bölge, Prag Kalesi ile Vyšehrad arasındaki ticaret yolu üzerinde stratejik bir konumdaydıguide-prague.org. 10. yüzyılda burada kurulan pazar yeri (şimdiki Eski Şehir Meydanı), her Cumartesi düzenlenen büyük pazarlarla bölgenin ticaret merkezi haline geldien.wikipedia.org. 11. yüzyıla gelindiğinde, uluslararası ticaret yollarının kesişimindeki bu pazar yeri etrafında kalıcı yapılar belirmeye başladı ve bölge hızla geliştiprague.eu. Pazar etrafındaki sokaklar düzensiz bir şekilde büyüdüğünden, Eski Şehir’in günümüzdeki labirenti andıran dar ve eğri sokak dokusu da bu erken orta çağ gelişiminin bir mirasıdırguide-prague.org. Nitekim günümüzde burada gezerken kolayca kaybolabilmemizin sebebi, o dönemde plansız şekilde büyüyen sokak ağıdır.
ve 13. yüzyıllarda Eski Şehir, artık tam anlamıyla bir şehir görünümünü almıştı. 1230’larda Bohemya Kralı I. Václav (Wenceslaus I), burada yaşayan zengin tüccarlara şehir ayrıcalığı tanıyarak Prag Eski Şehri’nin resmen kurulmasını sağladıen.wikipedia.org. Şehir, savunma amacıyla geniş bir hendek ve sur sistemi ile çevrildi; yaklaşık on metre genişliğinde ve sekiz metre derinliğindeki bu hendek, Vltava Nehri’nden besleniyor ve tehlike anında Eski Şehir’i adeta bir ada gibi koruyorduguide-prague.orgguide-prague.org. Günümüzde bu orta çağ surlarının tek görünen kalıntısı, Eski Şehir’in batı ucundaki Barut Kapısı (Prašná brána) adlı gotik kuledir. Surların bulunduğu hat boyunca uzanan caddeler – örneğin “Na Příkopě” (Hendek Üstünde) gibi – isimleriyle eski savunma hattını bizlere hatırlatırguide-prague.org.
yüzyılın sonlarında güçlenen Eski Şehir, 14. yüzyılda altın çağını yaşamaya başlamıştı. Özellikle Kutsal Roma İmparatoru da olan Bohemya Kralı IV. Karl (Charles IV) döneminde Prag, Avrupa’nın en önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri haline geldien.wikipedia.orgwhc.unesco.org. 1338 yılında Kral John of Luxembourg (Yohann Lüksemburg) Eski Şehir yönetimine kendi belediye saraylarını kurma izni verdi ve bugün hala ayakta olan Eski Belediye Sarayı bu sayede inşa edildien.wikipedia.org. 1348’de ise Kral Karl, Prag Üniversitesi’ni (günümüzdeki Karl Üniversitesi) kurarak Orta Avrupa’nın ilk üniversitelerinden birini bu şehre kazandırdıen.wikipedia.org. Üniversitenin ana yerleşkesi olarak Eski Şehir’deki Karolinum binası kullanılmaya başlandı; böylece Eski Şehir, bilim ve düşünce hayatının da merkezi haline geldien.wikipedia.org. Yine aynı yıl, hızla büyüyen kentin ihtiyaçlarını karşılamak üzere Karl tarafından Yeni Şehir (Nové Město) kurulup Eski Şehir’in etrafındaki hendekler kaldırıldıen.wikipedia.org.
yüzyıl ortalarında Eski Şehir Meydanı’nın çevresi, kentin siyasi ve ekonomik merkezi haline gelmiştiprague.eu. Týn Kilisesi gibi görkemli ibadethaneler ve Eski Şehir Belediye Sarayı gibi yönetim yapıları tam da bu dönemde yükselmeye başladıprague.eu. Kraliyet alayları, taç giyme törenleri sırasında Eski Şehir Meydanı’ndan geçerek halkı selamlar, meydan aynı zamanda sevinç ve keder anlarına da tanıklık ederdiprague.eu. Örneğin, 1422’de reformcu rahip Jan Želivský’nin idamının ardından meydanda halk ayaklanmaları patlak verdiprague.eu. Yine bu meydan, 1458’de Bohemya Kralı olarak seçilen Poděbrady’li Jiří’nin ilanına ve 1437’de son Hussit liderlerin idamına sahne olduprague.eu.
Eski Şehir’in tarihinde en trajik olaylardan biri, 21 Haziran 1621’de yaşandı. Beyaz Dağ Savaşı sonrasında Habsburglara karşı direnişte bulunan 27 asilzade ve lider, Eski Şehir Meydanı’nda idam edildiprague.eu. Bugün meydanın kaldırım taşlarında görülebilen 27 adet haç işareti, bu acı günün anısına yerleştirilmiştir. Takip eden yüzyıllarda Eski Şehir, dönem dönem yangınlar ve siyasi çalkantılar yaşasa da önemini korumaya devam etti. 1689’daki “Büyük Yangın” (Fransız yangını) Eski Şehir ve Yahudi Mahallesi’ni tahrip ettiyse de şehir yeniden inşa edildi. 1784 yılında ise Eski Şehir, Yeni Şehir, Küçük Mahalle (Malá Strana) ve Hradčany (Prag Kalesi civarı) birleşerek tek bir Prag şehri haline geldi ve ortak bir yönetim altına girdien.wikipedia.org.
yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında Prag’ın modernleşme hamleleri kapsamında, Eski Şehir’in özellikle kuzeybatısındaki Yahudi Mahallesi (Josefov) bölgesi büyük bir dönüşüm geçirdi. Orta Çağ’dan kalma dar ve sağlıksız sokaklar 1890’larda geniş çaplı bir “yenileme” ile yıkıldı; sadece Eski-Yeni Sinagog, Eski Yahudi Mezarlığı gibi önemli birkaç tarihi yapı ayakta bırakıldı. Yerine dönemin moda akımı olan Art Nouveau (Yeni Sanat) üslubunda geniş bulvarlar ve binalar yapıldı. Bu dönüşüm Eski Şehir’in genel dokusunu büyük ölçüde korumakla beraber, Josefov bölgesine daha farklı bir mimari karakter kazandırmıştır. 20. yüzyılda I. ve II. Dünya Savaşları sırasında Prag işgal ve çatışmalar gördüyse de, Eski Şehir ağır yıkımlardan büyük ölçüde kurtuldu. 1945’te II. Dünya Savaşı sonunda yaşanan Prag Ayaklanması sırasında Eski Belediye Sarayı’nın bir kısmı hasar alsa da (doğu kanadı yıkıldı), savaş sonrası halkın çabalarıyla şehir merkezi eski ihtişamına kavuşturulduprague.euprague.eu.
Günümüzde Eski Şehir, Prag’ın tarihi mirasının kalbini oluşturuyor. Sadece 1,29 km² alana sahip bu bölgede yaklaşık 6.000 kişi yaşamaktadıren.wikipedia.org ancak gündüzleri sokakları binlerce turistle dolar taşar. Bin yılı aşkın geçmişi boyunca her döneme ait izler barındıran Eski Şehir, “kesintisiz bir kentsel gelişim sürecini Orta Çağ’dan günümüze kadar örnekleyen” nadir yerlerden biri olarak tanımlanırwhc.unesco.org. Orta Çağ, Barok, Rönesans ve Art Nouveau gibi farklı dönemlerin mimari ve kültürel mirası burada iç içe geçmiş haldedir. Şimdi gelin, bu zengin tarihsel birikimin Eski Şehir’in mimarisine ve önemli yapılarındaki yansımalarına daha yakından bakalım.
Mimari Özellikler: Gotikten Barok’a Tarihin İzleri
Prag Eski Şehir, mimari açıdan adeta bir açık hava müzesi gibidir. Orta Çağ boyunca inşa edilmiş gotik yapılar, daha sonra Rönesans ve Barok dönemlerde yapılan ilavelerle benzersiz bir doku oluşturmuştur. Şehrin bin yılı aşan gelişimi, farklı çağların üsluplarının üst üste binmesiyle bugün görülen zengin mimari panoramayı ortaya çıkarmıştırwhc.unesco.org. Örneğin Eski Şehir Meydanı çevresindeki birçok ev, dışarıdan gotik veya barok cephelere sahip olmakla birlikte temelleri ve bodrum katları Romanesk döneme (12.-13. yüzyıl) kadar uzanırprague.eu. 13. yüzyıl ortalarında sel tehlikesine karşı zemin seviyesinin toprakla yükseltilmesi sonucu, o döneme ait orijinal zemin katlar ve sokak seviyeleri bugün bodrum katı olarak kalmıştırprague.eu. Bu nedenle Eski Şehir’deki bazı restoran veya müzelerin bodrumlarına indiğinizde, Orta Çağ’ın Romanesk kemerleri ve taş duvarları arasında yemek yiyebilir veya gezinirsiniz. Şehrin altında adeta bir yeraltı labirenti bulunur – efsanelere göre tüm Eski Şehir’in altı tünellerle birbirine bağlıdırtripadvisor.com – ve bu yeraltı mekânları Prag’ın gizemli geçmişine ışık tutar.
Gotik mimari, Eski Şehir siluetine damgasını vuran unsurlardan biridir. Týn Kilisesi’nin göğe uzanan sivri kuleleri, Eski Belediye Sarayı’nın görkemli kulesi ve Aziz Nicholas Kilisesi gibi yapılar, Orta Çağ’ın dini ve sivil mimari ihtişamını gözler önüne serer. Özellikle 14. yüzyılda IV. Karl döneminde Eski Şehir’de büyük bir imar hamlesi yaşanmıştır. Gotik tarzda inşa edilen pek çok yapı zamanla farklı üsluplarda değişiklikler geçirmiştir: Örneğin Týn Kilisesi 17. yüzyılda Barok tarzda iç dekorasyona kavuşmuş, bazı gotik evler Rönesans döneminde cephelerine sgraffito denen bezemeler eklemiştir. Bu çeşitlilik, Eski Şehir’de gezerken her adımda farklı bir detayı keşfetmenize imkân tanır.
Eski Şehir’in mimari zenginliğinde en göze çarpan unsurlardan biri, sivil yapıların ve dini anıtların yan yana uyum içinde var olmasıdır. Gotik dönemin sert ve sivri hatlı yapıları ile Barok çağın süslü cepheleri, aynı sokak üzerinde ardı ardına dizilir. Örneğin Eski Şehir Meydanı’nda bir yanda 14. yüzyılın başyapıtı gotik Týn Kilisesi yükselirken, hemen karşısında 18. yüzyıldan kalma beyaz badanalı Barok Aziz Nicholas Kilisesi (St. Mikuláš) yer alır. Meydanın bir köşesinde 12. yüzyıldan kalma Romanesk bir hanın kalıntıları bulunurken, diğer köşede rokoko tarzı Kinský Sarayı’nın zarif pembe cephesi dikkati çekerprague.eu. Bu zengin çeşitlilik, Prag’ın yüzyıllar boyunca Avrupa kültüründeki önemini ve sürekli gelişimini yansıtır.
Prag, “Yüz Kuleli Şehir” lakabını özellikle Eski Şehir’deki kulelerine borçludurbarcelo.com. Orta Çağ savunma kulelerinden kilise çan kulelerine kadar pek çok kule, şehrin ufkunu süsler. Barut Kulesi, Eski Şehir Köprüsü Kulesi, Týn Kilisesi Kuleleri, Eski Belediye Sarayı Kulesi gibi yapılar, şehrin uzak noktalarından bile seçilebilen simgelerdendir. 19. yüzyılda ünlü yazar Josef Hormayer, Prag için “Yüz Kuleli Şehir” tanımını kullanmış, ancak günümüzde şehir siluetinde irili ufaklı bine yakın kule olduğu söylenmektedirbarcelo.com. Bu kulelerden bir kısmı, ziyaretçilere muhteşem manzaralar sunan gözlem noktalarıdır (aşağıda Fotoğrafçılık İçin Cazip Noktalar bölümünde değineceğiz).
Sonuç olarak Prag Eski Şehir’in mimarisi, Romanesk dönemden 20. yüzyıla kadar uzanan geniş bir zaman diliminin birikimini taşır. Gotik sütunların üzerinde Barok freskler, Orta Çağ evlerinin altında Art Nouveau pasajlar görmek mümkündür. Bu çok katmanlı doku, Eski Şehir’e masalsı bir atmosfer kazandırıyor ve ziyaretçilerin adeta zamanda yolculuk yapmasını sağlıyor. Şimdi, bu mimari zenginliğin somutlaştığı önemli yapılar ve mekânlar üzerinde tek tek duralım.
Önemli Yapılar ve Mekânlar
Prag Eski Şehir, her biri ayrı bir hikâye anlatan sayısız tarihi yapıya ev sahipliği yapar. Bu bölümde Astronomik Saatli Eski Belediye Sarayı, Týn Kilisesi, Eski Şehir Meydanı ve çevresindeki anıtlar, Charles Köprüsü ve Eski Şehir Köprü Kulesi, Barut Kulesi, Klementinum, Yahudi Mahallesi ve diğer dikkat çeken noktaları ele alacağız. Her bir yapı, kentin zengin geçmişinin bir parçasıdır ve beraberce Eski Şehir’in büyülü atmosferini oluştururlar.
Eski Şehir Meydanı ve Çevresi
Eski Şehir Meydanı (Staroměstské náměstí) Prag’ın en eski ve en önemli meydanıdır. 10. yüzyılda Avrupa ticaret yollarının kavşağında kurulan bu meydan, başlangıçta bir pazar yeri olarak işlev gördüprague.eu. Yüzyıllar boyunca “Büyük Meydan” olarak anılan bu alan, etrafında gelişen şehir hayatıyla beraber ekonomik ve siyasi etkinliklerin merkezi haline geldiprague.eu. Meydanın etrafı tarih boyunca inşa edilen muhteşem yapılarla çevrilidir: Eski Şehir Belediye Sarayı ve Astronomik Saat, Týn Önündeki Meryem Ana Kilisesi (Týn Kilisesi), Aziz Nicholas Kilisesi, Kinský Sarayı, Taş Çan Evi gibi yapılar meydanın etrafında yükselirprague.eu. Meydanın tam ortasında ise 1915 yılında dikilmiş olan büyük Jan Hus Anıtı, ünlü Çek reformcunun anısına yer almaktadırprague.eu.
Gece ışıkları altında Eski Şehir Meydanı: Ortada Jan Hus Anıtı ve arka planda ihtişamlı Týn Kilisesi.Günümüzde Eski Şehir Meydanı, hem yerli halkın buluşma noktası hem de turistlerin uğrak yeridir. Araç trafiğine kapalı bu geniş alanda yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenir. Noel zamanı kurulan Yılbaşı Pazarı, büyük yılbaşı ağacıyla birlikte meydanı peri ışıklarıyla donatarak masalsı bir atmosfere büründürür. Paskalya döneminde kurulan Paskalya Pazarı ise rengârenk süslemeler, folklorik stantlar ve el işi ürünlerle kültürel bir şölene dönüşürprague.eu. Bu pazarlar aslında tarihi bir geleneğin devamıdır zira Orta Çağ’dan beri bu meydanda kurulan panayırlar halkın buluşma ve eğlence yeriydiprague.eu. Ayrıca her yıl Mayıs ayında düzenlenen Prag Maratonu gibi uluslararası etkinliklerde de start/finiş noktası olarak meydan kullanılmaktadırprague.eu.
Meydanın zeminine baktığınızda tarihin izlerini görebilirsiniz. Kaldırıma gizlenmiş bir Prag Meridyeni çizgisi, bir zamanlar burada kullanılan eski zaman ölçüm sistemine işaret eder. Yine kaldırımda, yukarıda bahsettiğimiz 27 asilzadenin idamının anısına yerleştirilen haçlar bulunur. Bu detaylar, meydanın sadece güzel bir turistik mekân değil, aynı zamanda ülke tarihinin tanığı olduğunu hatırlatır.
Astronomik Saat ve Eski Belediye Sarayı
Prag Astronomik Saati (Pražský orloj), Eski Şehir Meydanı’ndaki Eski Belediye Sarayı’nın güney cephesinde yer alan ve şehrin en ünlü simgelerinden biri olan astronomik saattir. 1410 yılında ustabaşı Mikuláš z Kadaně (Kadaňlı Mikuláš) tarafından yapılmış, 15. yüzyılın sonunda usta Hanuš tarafından geliştirilmiştirprague.eu. Bu saat, dünyanın en eski üçüncü astronomik saati olup hala çalışır durumda olan en eski saat olarak kabul edilir. Saati bu kadar özel kılan, hem bir zaman gösterme mekanizması hem de bir gösteri sahnesi işlevi görmesidir. Üzerinde güneşin, ayın ve burçların konumlarını gösteren ayrıntılı bir astronomik kadran ile her saat başı hareketlenen figürlerin yer aldığı bir düzenek bulunur.
Saatin en çarpıcı yanı, her saat başında gerçekleşen “On İki Havari’nin Geçidi” adı verilen gösteridir.
Prag Astronomik Saati’nin detaylı kadranı: Sağda İskelet (Ölüm) figürü ve solda Elinde ayna tutan Kibir figürü görülüyor. Saat başı geldiğinde, saatin iki küçük penceresi açılır ve içerdeki mekanizma sayesinde İsa’nın 12 havarisinin tahta figürleri birer birer ortaya çıkarak pencere önünden geçerlerbarcelo.comprague.eu. Aynı anda saatin her iki yanındaki alegorik ahşap heykeller de hareketlenir: Ölümü simgeleyen İskelet figürü elindeki zili çalarak kafasını sallar, diğer elindeki kum saatiyle zamanı geldiğini ilan eder; karşısında Kibri temsil eden figür (elinde ayna tutan bir prens) kafasını çevirip bu acı gerçeği reddeder; Cimriliği temsil eden Yahudi tefeci kesesini sallar; Eğlenceyi temsil eden Osmanlı figürü ise başını “hayır” dercesine sallarprague.eu. Bu kısa gösterinin sonunda bir horoz ötme sesi duyulur ve çan çalarak yeni saati ilan eder. Her saat başı 8:00 ile 23:00 arasında tekrarlanan bu gösteriyi izlemek üzere, meydanda turistlerden oluşan kalabalıklar toplanır – özellikle çocuklu aileler ve ilk kez görenler için bu animasyon büyüleyicidir.
Astronomik Saat’in alt kısmında ise bir Takvim Kadranı bulunur. Bu kadranda ayların ve burçların sembolleri resmedilmiştir; orijinali ünlü ressam Josef Mánes tarafından yapılmış olan bu takvim diski, yılın günlerini ve aylarını gösterirbarcelo.com. Ayrıca saatin üzerinde Latin alfabesiyle ve eski Çekçe ile farklı zaman ölçümleri (güneş zamanı, yıldız zamanı, eski Çek saat dilimi gibi) gösteren ölçekler mevcuttur. Bu sayede Orloj, aynı anda birden fazla zaman sistemini gösteren karmaşık bir cihazdır.
Eski Belediye Sarayı’nın kendisi de en az saat kadar ilgi çekicidir. Eski Belediye Sarayı (Staroměstská radnice) 1338 yılında Eski Şehir idare meclisinin merkezi olarak kurulmuşturprague.eu. Birbirine bitişik birkaç tarihi binanın birleşiminden oluşan bu kompleksin en eski kısmı, güney kanadındaki 14. yüzyıldan kalma kulesidir. 69 metre yüksekliğindeki bu gotik kule, şapeli çıkıntı yapan bir cumbaya sahip olup, Eski Şehir’in yönetim gücünün bir sembolü olarak inşa edilmiştiren.wikipedia.org. Kuleye bitişik küçük şapel 1381’de kutsanmıştır ve hala korunmaktadırprague.eu. Günümüzde ziyaretçiler kuleye modern bir asansörle veya dilenirse merdivenlerle çıkarak, şehrin panoramik manzarasını izleyebilirlerprague.eu. Kule üzerinden Eski Şehir Meydanı’nın kırmızı çatılı evleri, Týn Kilisesi’nin kuleleri, karşı kıyıda yükselen Prag Kalesi ve sayısız diğer anıt kuşbakışı görülebilir – bu manzara Prag’ın en etkileyici manzaralarından biridirjimnix.com.
Belediye Sarayı’nın içi de gezilmeye değerdir. Turistik ziyaret rotası kapsamında kuleye ek olarak eski idari odalar, saray şapeli ve binanın altında yer alan Romanesk-Gotik mahzenler görülebilirprague.eu. Özellikle şapelin penceresinden, Astronomik Saat’in iç mekanizmasının bir kısmını ve havari figürlerinin beklediği koridoru görmek mümkündür – bu da saate bir bakıma perde arkasından bakma fırsatı sunarprague.eu. Sarayın salonları, Orta Çağ’dan kalma armalar, tablolar ve vitray pencerelerle süslüdür; altındaki yeraltı ise 12. yüzyıldan kalma şehir evlerinin kalıntılarını barındırır.
Astronomik Saat hakkında bir de efsaneden bahsetmek gerekir. Rivayete göre, saatin mucidi Usta Hanuš, bu eşsiz saati başka bir şehirde tekrar etmesin diye Praglılar tarafından gözleri kör edilerek cezalandırılmıştırbarcelo.com. Gerçekte tarihçilere göre saati inşa eden Mikuláš idi ve Hanuš ise yıllar sonra onarımını yapan ustaydı; ancak halk arasındaki bu efsane Orloj’un gizemli cazibesini daha da arttırır. Saat ayrıca 1860’larda bozulup durma noktasına geldiğinde kaldırılması düşünülmüş, fakat Ludvík Hainz adlı bir saat ustası onu tamir ederek yeniden hayata döndürmüştürprague.eu. O günden bu yana Hainz ailesinin kuşakları, saatin bakımını üstlenmiş ve bu geleneği sürdürmüştür.
Týn Kilisesi (Týn Önündeki Meryem Ana Kilisesi)
Eski Şehir Meydanı’nın doğu tarafında yükselen Týn Kilisesi (Chrám Matky Boží před Týnem), sivri kuleleriyle Prag siluetinin en tanınmış yapılarından biridir. Bu görkemli gotik kilise, 14. yüzyılın ortalarından 16. yüzyılın başına kadar süren uzun bir inşa dönemi sonunda tamamlanmıştırprague.eu. İki adet 80 metreyi aşan yüksekliğe sahip kuleleri, “Adam ve Havva” olarak adlandırılır; kuzeydeki kule (Adam) biraz daha kalın ve yüksektir, güneydeki kule (Havva) ise biraz daha incedir – bu asimetrik görünüm, gotik dönemin sembolik anlatımının bir parçasıdır ve dikkatli bakıldığında fark edilir.
Týn Kilisesi’nin önemi sadece dış mimarisiyle sınırlı değildir. İç mekânı da son derece zengindir ve farklı dönemlerin izlerini taşır. 17. yüzyılın sonunda kilisenin içi Barok tarzda yeniden dekore edilmiştirprague.eu. Bu nedenle gotik dış cephenin aksine, içeride Barok sunağı, heykelleri ve tabloları görmek mümkündür. Kilise adeta bir sanat galerisi gibidir – Karel Škréta gibi ünlü Barok dönemi ressamlarının altar panoları burada sergilenirprague.eu. Ayrıca, dünyanın en önemli astronomlarından Tycho Brahe’nin mezarı da bu kilisenin içindedirprague.eu. Danimarkalı astronom Brahe, Prag’da İmparator II. Rudolf’un himayesinde çalışırken 1601 yılında vefat etmiş ve isteği üzerine Týn Kilisesi’ne gömülmüştür. Bilim tarihine meraklı ziyaretçiler, kilisenin zeminindeki mezar taşında Brahe’nin adını ve amblemini görebilirler.
Týn Kilisesi’nin bir diğer dikkat çeken unsuru, barındırdığı orgudur. 1673 yılına tarihlenen bu kilise orgu, Prag’ın en eski orgudur ve hala kullanılmaktadırprague.eu. Her Pazar gerçekleşen ayinlerde ve özel konserlerde bu tarihi orgun sesi, gotik kemerlerin altında yankılanarak dinleyicilere büyüleyici bir atmosfer sunar. Kilisenin içinde ayrıca Orta Çağ’dan kalma değerli eşyalar, kabartmalar ve sunaklar bulunmaktadır. Özellikle yüksek sunağındaki Meryem Ana heykeli ve yan şapellerdeki aziz heykelleri görülmeye değerdir.
Týn Kilisesi’ne giriş genellikle ücretsizdir, ancak belirli saat aralıklarında ziyarete açıktır (genelde öğleden önce ve öğleden sonra belirli saatlerde). Ziyaret saatlerinde içeri girip bu tarihi atmosferi soluyabilirsiniz. Fotoğraf çekmeye genelde izin verilmez, zira içerisi ibadethane olarak aktif kullanımdadır. Yine de, içerideki sanat eserlerini gözlerle tarihe tanıklık ederek hafızanıza kazımanız tavsiye edilir.
Kilisenin ön cephesine dikkatle bakıldığında, girişin üzerinde altın yaldızlı bir figür görülebilir. Bu, kollarında bebeğiyle Meryem Ana heykelidir. İlginç olan, heykelin arkasında bir Osmanlı Yeniçeri başı figürü bulunmasıdır – Osmanlılar’ın Viyana Kuşatması’ndan (1683) sonra eklenen bu detay, Hristiyan dünyasının zaferini sembolize eder biçimde Meryem figürüne boyun eğmiş bir “Türk” tasviri olarak yapılmıştır. Bu figür, dönemin tarihsel anlatısını yansıtması açısından dikkat çekicidir.
Jan Hus Anıtı ve Meydanın Diğer Simgeleri
Eski Şehir Meydanı’nda, Týn Kilisesi ile Belediye Sarayı’nın arasında, geniş bir alanda yer alan Jan Hus Anıtı, Çek reformist din adamı Jan Hus’un anısına yapılmıştır. Hus, 15. yüzyılda Katolik Kilisesi’ni eleştiren fikirleriyle tanınmış ve sonunda kazıkta yakılarak idam edilmiştir. Ölümünden yıllar sonra takipçilerinin başlattığı Hussit hareketi, Bohemya tarihinde önemli bir yer tutar. 1915 yılında (Jan Hus’un ölümünün 500. yılında) açılan bu anıt heykel grubu, Hus’un yanı sıra etrafında farklı figürleri betimler. Bir yanda zafer kazanmış gibi duran Hussit savaşçıları, diğer yanda sürgüne gitmek zorunda kalan Protestanlar ve hepsinin ortasında kararlı bir duruşla Jan Hus figürü vardır. Anıtın kaidesinde Çekçe “Sezar’ın olan Sezar’a, Tanrı’nın olan Tanrı’ya” yazılıdır. Halk arasında anıtın etrafında buluşmak ve dinlenmek yaygındır; turistler de genellikle burada fotoğraf çekerken görülür.
Meydanın köşelerinden birinde, barok tarzda beyaz cepheli Aziz Nicholas Kilisesi bulunur. Bu kilise 1730’larda inşa edilmiş, sonrasında bir dönem kapatılıp farklı amaçlarla kullanılmışsa da günümüzde yine kilise olarak hizmet vermektedir. İç mekânındaki barok süslemeler ve özellikle büyük avize oldukça etkileyicidir. Kilise, akustik açıdan da çok başarılı olduğundan, içinde sık sık klasik müzik konserleri düzenlenir.
Meydanın bir diğer köşesinde Kinský Sarayı yer alır. Pembe-beyaz renkli zarif cephesiyle dikkat çeken bu rokoko tarzı şehir sarayı 18. yüzyıl ortalarında inşa edilmiştir. Tarihte ünlü yazar Franz Kafka’nın babasının burada bir dükkanı olduğu ve Kafka’nın çocukken bu sarayda bulunan Alman lisesine gittiği bilinir. Günümüzde Kinský Sarayı, Ulusal Galeri’nin bir parçası olarak sanat sergilerine ev sahipliği yapmaktadır.
Kinský Sarayı’nın yanında ise Taş Çan Evi (Dům U Kamenného zvonu) bulunmaktadır. Orta Çağ’dan kalma bu gotik şehir evi, adını köşesindeki taş çan rölyefinden alır. Cepheyi süsleyen gotik oyma pencereler ve heykelcikler, 13. yüzyıl sonu şehir mimarisinin nadir örneklerindendir. Burası da günümüzde bir sanat galerisi ve etkinlik alanı olarak kullanılmakta, sıkça sergiler düzenlenmektedir.
Meydandan Celetná Caddesi yönüne çıkarken Prag Meridyeni işaretini görebilirsiniz. Eskiden burada Marianska Sütunu adlı bir anıt bulunurmuş; bu sütun 17. yüzyılda Kutsal Roma İmparatoru II. Ferdinand zaferinin şerefine dikilmiş, ancak 1918’de Habsburg karşıtı duygularla yıkılmıştır. Günümüzde sütunun yalnızca temeline dair izler meydanda seçilebilir. (Not: 2020 yılında sütunun modern bir replikası tekrar meydana dikilerek tartışmalara yol açmıştı, ancak bu yeni sütun, metin tarihi açısından güncel bir gelişme olarak belirtilebilir.)
Charles Köprüsü ve Eski Şehir Köprü Kulesi
Prag denince akla ilk gelen görüntülerden biri şüphesiz Vltava Nehri üzerindeki Charles Köprüsü (Karlův most) ve onu süsleyen heykellerdir. Charles Köprüsü, Eski Şehir’i karşı kıyıdaki Malá Strana (Küçük Mahalle) bölgesine bağlayan tarihi taş köprüdür. 1357 yılında Kral IV. Karl tarafından yapımına başlanan köprü, 15. yüzyıl başlarında tamamlanmış ve dönemin en önemli mühendislerinden Petr Parléř’in eseri olan görkemli gotik kemerleriyle hizmete girmiştirbarcelo.com. Köprü, 516 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğindedir; her iki yanında toplam 30 adet aziz ve dini figür heykeli ile süslenmiştir. Bu heykellerin çoğu barok dönemde (1700’ler) eklenmiştir ve aralarında en ünlüsü, köprüden aşağı Vltava’ya atıldığı rivayet edilen Aziz John Nepomuk’un heykelidir – üzerine elinizi koyduğunuzda dilek tutma geleneği vardır.
Charles Köprüsü’nün Eski Şehir tarafındaki girişi, muhteşem bir gotik kule olan Eski Şehir Köprü Kulesi (Staroměstská mostecká věž) ile taçlandırılmıştır. 14. yüzyılda inşa edilen bu kule, dünyadaki en güzel gotik şehir kapılarından biri olarak kabul edilirprague.eu. Kule, o dönem şehrin surlarının bir parçasıydı ve kralların taç giyme töreni alayları, Eski Şehir’den çıkarak bu kule altından geçip köprüyü aşıyor, Prag Kalesi’ne ulaşıyordu. Kule üzerindeki süslemeler ve heykeller, IV. Karl ve oğlu IV. Wenceslas’ın heykellerini, ayrıca Aziz Vitus ve diğer azizlerin figürlerini içerir. Kuleye iç kısmındaki merdivenle çıkılabilir ve üst katından hem Eski Şehir tarafına, hem de köprü manzarasına karşı harika fotoğraflar çekilebilir. Kule tepesinden, Vltava boyunca uzanan köprünün ve üzerindeki kalabalığın manzarası etkileyicidir – sabah erken saatlerde veya akşam gün batımında özellikle büyülü görünür.
Köprünün diğer (Malá Strana) tarafında da iki kule bulunur (küçük ve büyük Lesser Town köprü kuleleri), ancak Eski Şehir Köprü Kulesi mimari olarak daha gösterişlidir. Köprü üzerindeki yürüyüşünüz sırasında genellikle sokak müzisyenleri, ressamlar ve hediyelik eşya tezgahları eşliğinde keyifli bir atmosfer bulursunuz. Geceleri ise aydınlatılmış Prag Kalesi manzarasına karşı yürümek romantik bir deneyim sunar.
Barut Kulesi (Prašná brána) ve Belediye Binası
Eski Şehir’in doğu ucunda, Na Příkopě Caddesi başlangıcında yer alan Barut Kulesi (Prašná brána), gotik mimarinin zarif bir örneği ve eski şehir surlarının ayakta kalan nadir parçalarından biridir. 1475 yılında inşa edilen bu kule, bir zamanlar Eski Şehir’e giriş kapılarından biriydibarcelo.com. Özellikle kraliyet alayları taç giyme törenlerinde bu kapıdan şehre girer, bugünkü Královská cesta (Kraliyet Yolu) denen güzergahı takip ederek Eski Şehir Meydanı üzerinden Karl Köprüsü yoluyla kaleye ulaşırdı. Kule ilk inşa edildiğinde “Dağ Kapısı” (Horská brána) olarak anılmış, ancak 17. yüzyılda barut deposu olarak kullanıldığından beri Barut Kulesi ismiyle bilinmektedirbarcelo.com.
Barut Kulesi’nin yüksekliği 65 metredir ve ziyaretçiler 186 basamaklı dar bir merdivenle tepesine çıkabilirler. Kule tepesi, 44 metre yükseklikte bir seyir terası sunarbarcelo.com. Buradan hem Eski Şehir’in, hem de bitişiğindeki Yeni Şehir bölgesinin manzarasını görmek mümkündür. Kuleyi süsleyen kabartmalar arasında Bohemya krallarının armaları ve figürleri yer alır. Özellikle Kule’nin şehir tarafındaki cephesinde IV. Karl ve oğlu IV. Wenceslas’ın heykelleri, altlarında Prenses Libuše ve Prens Přemysl’in efsanevi figürleri bulunur.
Barut Kulesi’nin hemen yanıbaşında Prag’ın ünlü Belediye Binası (Obecní dům) yer alır. 1900’lerin başında inşa edilmiş bu Art Nouveau başyapıtı, Barut Kulesi’nin gotik ihtişamıyla yan yana durarak iki farklı çağı bir araya getirir. Altın işlemeli mozaik cepheleri ve zengin süslemeleriyle dikkat çeken Belediye Binası, Çek ulusunun yeniden doğuş döneminin (yeniden canlanma dönemi) simgelerindendir. İçinde ünlü Smetana Salonu bulunur ki burası kentin en büyük konser salonlarından biridir ve her yıl Mayıs ayında düzenlenen Prag Baharı Müzik Festivali’nin açılış konserine ev sahipliği yaparpragueticketoffice.com. Belediye Binası’nın iç dekorasyonunda Alfons Mucha gibi dönemin önde gelen sanatçılarının eserleri görülürbarcelo.com. Eski Şehir sınırında yer almasına rağmen mimari tarzıyla modern çağa göz kırpan bu yapı, Prag’ın tarihsel devamlılığını göstermesi açısından anlamlıdır.
Klementinum ve Büyük Kütüphane Salonu
Eski Şehir’in batı ucunda, Karl Köprüsü’ne yakın bir konumda yer alan Klementinum, Prag’ın en büyük yapı komplekslerinden biridir. 16. ve 17. yüzyıllar boyunca inşa edilmiş olup bir dönem dünyadaki en büyük Cizvit kolejine ev sahipliği yapmıştırbarcelo.com. Klementinum, günümüzde Çekya Ulusal Kütüphanesi’ni barındırır ve içerisindeki Barok Kütüphane Salonu özellikle görülmeye değerdir.
Bu Barok Kütüphane Salonu, 1722 yılında tamamlanmıştır ve dünyanın en güzel kütüphane salonlarından biri olarak kabul edilir. Tavandaki muhteşem freskler, Jan Hiebl tarafından boyanmıştır ve ilahiyat, bilim ve sanatın alegorik tasvirlerini içerirbarcelo.com. Salonun raflarında 20 binden fazla eski kitap ve el yazması bulunur. Özellikle 11. yüzyıldan kalma Vyšehrad El Yazması (Vyšehrad Codex) gibi paha biçilmez eserler burada sergilenmektedirbarcelo.com. İçeri girildiğinde ahşap küreler, armalar ve bilimsel aletler ile donatılmış görkemli bir manzara ziyaretçileri karşılar.
Klementinum kompleksi içinde ayrıca Astronomik Kule bulunur. 68 metre yüksekliğindeki bu kule, 1750’lerden itibaren astronomik gözlemler için kullanılmıştır. Havanın durumunu gösteren aletler ve merceklerle donatılmış kule, yıllarca Prag’ın hava durumu ölçümlerinin yapıldığı merkez olmuştur (Prag’ın meteorolojik kayıtları 1775’ten beri kesintisiz Klementinum’da tutulmaktadır). Günümüzde kuleye rehberli turlarla çıkılabilir ve tepesindeki gözlem noktasından yine harika bir şehir manzarası görülebilir.
Klementinum bünyesinde ayrıca bir de Ayna Şapeli (Zrcadlová kaple) yer alır. Burası altın yaldızlı süslemeler ve duvarlarındaki aynalar nedeniyle bu adı almıştır ve akustiği sayesinde sık sık klasik müzik konserlerine ev sahipliği yapar.
Josefov: Yahudi Mahallesi’nin Mirası
Eski Şehir’in kuzeybatı köşesinde yer alan Josefov (Yahudi Mahallesi), Prag’ın Yahudi tarihinin merkezidir. Orta Çağ’dan itibaren Yahudi toplumu burada yaşamış, kendi geleneklerini ve inançlarını sürdürmüştür. Josefov’daki dar sokaklar ve eski evler 19. yüzyıl sonunda büyük ölçüde yıkılarak yerine modern binalar yapılsa da, bölgenin ruhu ve bazı önemli tarihî yapıları korunmuştur.
Yahudi Mahallesi’nde görülebilecek en dikkat çekici yerlerden biri Eski-Yeni Sinagog (Staronová synagoga)’dur. 1270 yılında inşa edilen bu sinagog, Avrupa’nın halen ibadete açık en eski sinagogudur. Gotik tarzda sade bir yapısı vardır ve Yahudi efsanelerine göre tavan arasının Golem’in kalıntılarına ev sahipliği yaptığı söylenir.
Mahallede ayrıca Yahudi Belediye Binası ve farklı dönemlere ait toplam altı sinagog daha bulunur: Barok tarzı İspanyol Sinagogu (Sefarad cemaati için, maur tarzı süslemeleriyle ünlüdür), Maisel Sinagogu, Pinkas Sinagogu, Klausen Sinagogu ve Yüksek Sinagog bunlardan bazılarıdır. Özellikle Pinkas Sinagogu günümüzde bir Holokost anıtı olarak işlev görür – duvarlarında Nazi döneminde hayatını kaybeden 77 bin Çekoslovak Yahudi’nin isimleri yazılıdır.
Yahudi Mahallesi’nin belki de en etkileyici yeri Eski Yahudi Mezarlığıdır. 15. yüzyıldan 18. yüzyıla dek kullanılmış olan bu mezarlıkta, yer darlığı nedeniyle üst üste gömülmüş yaklaşık 12.000 mezar taşı bulunurbarcelo.com. Mezar taşları eğri büğrü, birbirine yakın ve kitabeleri İbranice yazılarla doludur. Ünlü haham Judah Loew (Golem efsanesiyle anılan Maharal) ve bilgeler burada gömülüdür. Mezarlığın mistik atmosferi, Prag’ın tarihindeki hüzünlü ama önemli bir sayfayı yansıtır.
Josefov bugün her ne kadar lüks butiklerle dolu geniş caddelere sahip olsa da, bu tarihî yapıların korunması sayesinde ziyaretçiler geçmişe tanıklık edebilirler. Prag Yahudi Müzesi’nin bir parçası olan sinagoglar ve mezarlık, kombine biletle gezilebilmektedir. Ayrıca bölgedeki Franz Kafka doğum evi (bir plaket ile işaretlenmiştir) ve Kafka anıtı da edebiyat severlerin ilgisini çekebilir.
Diğer Dikkate Değer Yapılar
Eski Şehir sınırları içinde olmasa da hemen bitişiğinde, Wenceslas Meydanı ile Eski Şehir arasındaki bölgede Tiyatro Binası (Estates Tiyatrosu) yer alır. 1783 yılında inşa edilmiş klasik tarzda bu tiyatro binası, Mozart’ın “Don Giovanni” operasının 1787’de dünya prömiyerinin yapıldığı sahne olmasıyla ünlüdürbarcelo.com. Günümüzde de opera ve tiyatro gösterileri bu tarihi salonda devam etmektedir. Mozart’ın Prag’ı ziyaretlerinde “Praglılar beni anlıyor” dediği ve Don Giovanni’nin burada büyük alkış aldığı anlatılır – bu da Prag’ın zengin müzik mirasının bir parçasıdır.
Ayrıca Eski Şehir’in merkezinde bir başka ilginç köşe: Havelská Pazarı. 1230’larda kurulduğu bilinen bu pazar, Prag’ın en eski sürekli pazarlarından biridir. Günümüzde daha çok meyve, sebze, hediyelik eşya ve el sanatları tezgahlarına ev sahipliği yapar. Turistik bir pazar haline gelmiş olsa da, sabahları taze ürün almak isteyenlerin de uğradığı bir yerdir. Bu pazarın kurulu olduğu Havel Sokağı, Orta Çağ’da da bir küçük pazar yeri olarak anılırdı ve Eski Şehir Meydanı’na alternatif olarak “Küçük Pazar” işlevi görürdüprague.eu.
Son olarak, Eski Şehir’in güney ucunda yer alan Karolinum’u da anmak gerekir. 1348’de kurulan Prag Üniversitesi’nin ilk merkezi olan Karolinum, Orta Avrupa’nın en eski üniversite yapılarından biridir. Bugün Karl Üniversitesi’nin tören salonu olarak kullanılmakta, mezuniyet törenleri gibi etkinlikler burada yapılmaktadır. Gotik mimarinin üniversite kompleksine uyarlanmış güzel bir örneğidir.
Görüldüğü gibi Prag Eski Şehir, her köşesinde ayrı bir tarihi miras barındırıyor. Şimdi, bu tarihî ortamın canlılığını sağlayan kültürel atmosfer ve sokak yaşamına yakından bakalım.
Kültürel Atmosfer ve Sokak Yaşamı
Prag Eski Şehir’i bu denli büyüleyici kılan unsurlardan biri, canlı kültürel atmosferi ve hareketli sokak yaşamıdır. Tarihi binalar sadece bir fon oluşturmuyor; onların arasında devam eden günlük hayat, müzik sesleri, festivaller ve insan hareketliliği Eski Şehir’i yaşayan bir açık hava sahnesine dönüştürüyor.
Gün boyunca Eski Şehir Meydanı ve çevresindeki sokaklar, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerle dolar. Sokaklarda gezerken kulağınıza her dilde konuşmalar çalınır, uluslararası bir atmosfer hissedilir. Yine de, bu kozmopolit ortam içinde bile Prag’a özgü bir geleneksellik ve samimiyet korunuyor. Orta Çağ’dan kalma binaların arasında yürürken sokak müzisyenlerinin klasik müzik ezgileri çalması, el yapımı kukla satan bir dükkânın vitrininde Çek usulü marionetlerin sergilenmesi, köşe başında trdelník tatlısı pişiren bir standın tarçınlı kokusunun etrafı sarması gibi küçük anlar, Eski Şehir’in ruhunu yansıtıyor.
Eski Şehir’in sokak sanatı ve performansları meşhurdur. Sokak çalgıcıları, özellikle Karl Köprüsü üzerinde ve Eski Şehir Meydanı çevresinde sıkça karşınıza çıkar. Keman, çello, akordeon veya caz bandolarının canlı performansları, tarihi sokaklara neşeli bir hava katar. Bazen de tarihi kostümler giymiş sanatçıların mini gösterilerine rastlayabilirsiniz. Bu şehirde canlı sokak performansları o kadar gelenekselleşmiştir ki, adeta Prag’ın “vazgeçilmez karakteri” haline gelmiştirtimesofindia.indiatimes.com. Çek hükûmetinin sokak sanatçılarına izin veren düzenlemeleri sayesinde her köşe başında bir müzisyen veya ressam görmek mümküntimesofindia.indiatimes.com. Kulağınıza bir köşeden hafif bir caz melodisi gelirken diğer yanda bir ressam şövalesini kurmuş Týn Kilisesi’nin resmini yapıyor olabilir. Kukla oynatıcıları veya ateş gösterisi yapan jonglörler de akşam saatlerinde kalabalığı etraflarına toplayan diğer performansçılardır.
Sokak yaşamının en yoğun hissedildiği yerlerin başında Eski Şehir Meydanı gelir. Meydan, günün her saati farklı bir atmosfer sunar. Öğlen saatlerinde Astronomik Saat’in gösterisini izlemek için toplanan meraklı kalabalık, akşamüstü yerini Jan Hus Anıtı çevresinde oturup dinlenenlere veya fotoğraf çeken turist gruplarına bırakır. Gün batımı yaklaşırken altın saat ışıkları tarihi binaları kızıla boyar; bu anlarda meydanda hafif bir müzik ve kahkaha uğultusu duyulur. Gece olduğunda ise sokak lambaları ve binaların aydınlatmaları altında meydan daha sakin ama büyülü bir havaya bürünür – bazen geç saatte bir sokak müzisyeni meydanın köşesinde kemanıyla “Má Vlast”tan “Vltava”yı (Moldau) çalar ve etrafındaki birkaç kişi sessizce onu dinler.
Prag Eski Şehir’in kültürel atmosferi, sadece sokaktaki anlık deneyimlerle sınırlı değil; aynı zamanda şehrin entelektüel ve sanatsal mirasının hissedilmesiyle de ilgili. Düşünün ki, yüzyıllar önce Jan Hus bu sokaklarda yürüdü, Mozart bu şehirde bestelerini sundu, Franz Kafka burada doğup büyüdü. Kafka’nın 1900’lerin başında bu mahallelerde dolaşıp hikâyeleri için ilham topladığını bilmek, gezerken insanın tüylerini ürpertebiliyor. Nitekim Eski Şehir’in kimi köşelerinde Kafka’nın hatırasına rastlamak mümkün; örneğin Eski Şehir Meydanı’ndaki bina (Kinský Sarayı yanı) Kafka’nın doğum yeridir ve bir plaket ile belirtilmiştir.
Kültürel atmosferin bir parçası olarak, kafeler ve kitapçılar da anmaya değerdir. Prag, Orta Avrupa’nın kahvehane kültürüne sahip şehirlerinden biridir. Eski Şehir’de tarihi kafelerde bir kahve molası vermek, bu kültürü deneyimlemek için idealdir. Örneğin 1880’lerde açılmış olan Cafe Louvre (Eski Şehir sınırına yakındır) Einstein ve Kafka gibi isimleri ağırlamıştır. Yine, Eski Şehir’deki küçük edebiyat kitapçıları, sahaflar sokak yaşantısının entelektüel dokusunu oluşturur.
Sokaklar sadece turistik eğlencelerle değil, gerçek günlük yaşamla da doludur. Sabahın erken saatlerinde, turist kalabalığı akın etmeden önce, Eski Şehir’in sokaklarında bambaşka bir manzara vardır. Gün doğumunda Charles Köprüsü ve meydan neredeyse boş olur; sadece işe giden birkaç Praglı veya dükkanlarına mal indiren esnaflar görülür. Bu saatlerde şehir mistik bir sakinliğe bürünür. Bir fotoğrafçı “kalabalıkların dikkatini dağıtmadığı gerçek Prag’ı görmek istiyorsanız, en az bir sabah gün doğarken kalkıp Eski Şehir’de dolaşın” diye öneriyorjimnix.comjimnix.com. Gerçekten de gün doğumunda bu tarihi sokaklarda yürümek, adeta kenti kendinize aitmiş gibi hissettirir – kafeler açılmadan önce fırınlardan taze hamur işi kokuları yükselir, temizlik işçileri meydanı süpürürken güvercinler etrafta dolaşır. Sonra yavaş yavaş turist grupları gelmeye, şehir canlanmaya başlar.
Gün içinde Eski Şehir sokakları kalabalık ve hareketliyken, akşam geç saatlerde yine sakinleşir ve yerel hayat daha görünür hale gelir. Semt sakinleri akşam yürüyüşüne çıkar, bazıları köpeklerini gezdirir, üniversite öğrencileri belki bir köşedeki bar veya çay evinde buluşur. Bu anlarda, Eski Şehir’in sadece turistik bir dekor değil, aynı zamanda yaşayan bir mahalle olduğu anlaşılır. Elbette turist yoğunluğu nedeniyle yerli nüfusun azaldığı bir gerçek, ancak hâlâ Eski Şehir’de yaşayan, çalışan, hayatlarını sürdüren insanlar mevcut ve onların günlük rutini de bu bölgenin kimliğinin parçası.
Genel olarak, Prag Eski Şehir’in kültürel atmosferi romantik, canlı ve tarih dolu olarak özetlenebilir. Hem sokak sanatı ve günlük hayatın enerjisi, hem de tarihi ve kültürel mirasın ağırlığı bir arada hissedilir. Bu denge, ziyaretçilere sıradan bir turistik geziden fazlasını, unutulmaz bir deneyim sunuyor. Şimdi, Prag’ın lezzet dolu tarafına, yani geleneksel Çek mutfağına ve Eski Şehir’de tadılabilecek yemeklere değinelim.
Geleneksel Yemekler: Eski Şehir’de Lezzet Durakları
Prag geziniz, Çek mutfağının tatlarını denemeden eksik kalır. Eski Şehir bölgesi, hem sokak lezzetlerine hem de geleneksel Çek restoranlarına ev sahipliği yapar. Aileler ve kültür meraklıları için yemek de keşfin bir parçasıdır; bu bölümde geleneksel Çek yemeklerinden ve Eski Şehir’de bunları deneyebileceğiniz ortamlardan bahsedeceğiz.
Çek mutfağı, Avrupa’nın kalbindeki konumunun da etkisiyle komşu mutfaklardan izler taşır ama özgün lezzetleriyle kendine has bir kimliği vardır. Et, patates, hamur işleri ve lahana (özellikle sauerkraut, yani fermente lahana) mutfağın temel taşlarıdır. Yemekler genellikle doyurucu ve sosludur, soğuk kış günlerinde insanı ısıtan türdendir. Prag’ın Eski Şehir bölgesinde pek çok restoran, bu klasik yemekleri otantik biçimde sunar. İşte denenmesi gereken bazı lezzetler:
Svíčková na smetaně: Çek mutfağının adeta milli yemeği sayılan svíčková, marine edilmiş sığır etinin (genellikle dana bonfilenin) sebzeli krema sosunda pişirilmesiyle hazırlanan bir yemektir. Dilimlenmiş et, tatlı-ekşi krema sosu ve yanında houskové knedlíky denilen ekmek mantısı dilimleriyle servis edilir. Üzerine biraz çırpılmış krema, bir parça yaban mersini reçeli ve limon dilimi konur. Lezzeti oldukça yoğun ve kremamsıdır. Bu yemek o kadar sevilir ki, Çekler özel günlerde, düğünlerde bile svíčková sunarlar. Birçok yerel lokantada menüde bulabilirsiniz. Ağır gelebilir ama denenmesi şart bir klasiktir.
Vepřo-knedlo-zelo: Adı Çekçede “domuz – mantı – lahana” anlamına gelen bu ifade, bir tabakta sunulan üçlemeyi anlatır: fırında pişmiş domuz eti, yanında dilimlenmiş ekmek mantısı (knedlík) ve lahana turşusu (zelí)rbinternational.comrbinternational.com. Özellikle domuz eti, güzelce kızarmış ve yumuşacık olur; lahana turşusu ise bazen tatlandırılmış bazen ekşi şekilde hazırlanır. Bu yemek, Çekler arasında svíčková kadar popülerdir ve geleneksel meyhane menülerinin demirbaşlarından biridirrbinternational.com. Yanında mutlaka bir bardak Çek birası ile tüketilir – Pilsner veya Kozel gibi yerel biralarla müthiş uyum sağlar. “Vepřo knedlo zelo”, turistlerin de en beğendiği lezzetlerden biridir, çünkü bir tabakta tam anlamıyla Çek mutfağını özetler: Etin, hamurun ve lahananın doyurucu kombinasyonurbinternational.com.
Pečená kachna: Fırında yavaşça kızartılmış ördek eti, yine knedlík ve lahana ile servis edilen bir başka geleneksel yemektir. Özellikle sonbahar aylarında (Kasım’da Aziz Martin Günü civarı) ördek veya kaz yemek gelenektirrbinternational.com. Eğer kırmızı et yerine kümes hayvanı tercih ederseniz, Çek mutfağının bu yönünü de tatmalısınız.
Gulaš: Macar gulaşına benzer şekilde, Çekler de guláš yaparlar ancak onların versiyonu genellikle daha koyu kıvamlı ve daha az sebzelidir. Dana eti (bazen domuz veya av eti de olabilir) ağır ateşte soğan ve paprika ile pişirilir, yoğun bir yahni haline getirilir. Yanında ekmek veya patates mantısıyla servis edilir. Üzerine bir kaşık ekşi krema konması da yaygındır. Prag’da birçok pub ve rustik restoranda lezzetli gulaş bulabilirsiniz. Soğuk bir günün akşamında, bir kase gulaş ve bir dilim çavdar ekmeği harika gider.
Tatarak (Steak tartare): Cesareti olanlar için çiğ et severlerin gözdesi olan bu yemek, baharatlandırılmış çiğ dana etinin kıyılarak bir yumurta sarısı ile servis edilmesidirrbinternational.com. Genellikle kızarmış sarımsaklı ekmekle birlikte atıştırmalık niyetine yenir. Prag’ın bazı barlarında ve restoranlarında taze hazırlandığında güvenle yenebilir. Geleneksel bir Çek birası ile denenmesi tavsiye edilir.
Sosis ve sokak atıştırmalıkları: Eski Şehir sokaklarını gezerken acıktığınızda bir pražská klobása (Prag sosisi) alabilirsiniz. Kömür ateşinde kızartılmış bu sosisler, Hardal ve ekmekle hızlı bir atıştırmalık sunar. Wenceslas Meydanı civarında veya Noel pazarı döneminde sıkça sosis stantları olur. Ayrıca bramborák denen sarımsaklı patates mücverleri ve nakládaný hermelín (yağda ve baharatlarda marine edilmiş bir çeşit Camembert peyniri) de atıştırmalık olarak popülerdir.
Tatlılar: Prag sokak tatlısı denince akla ilk gelen şey Trdelník’tir. Hamurun şeker, tarçın ve ceviz karışımına bulanıp odun ateşinde silindir üzerinde pişirilmesiyle hazırlanan bu tatlı, silindir şeklinde boş bir hamur olarak yenebileceği gibi içine dondurma, krema doldurularak da servis edilebilir. Her ne kadar Slovak veya Macar kökenli olduğu söylense de, Prag’ın sokaklarında o kadar yaygınlaşmıştır ki artık “Prag tatlısı” gibi anılır.
Trdelník – tarçınlı şekerle kaplı hamur tatlısı, dondurma ve kremayla servis ediliyor. Sıcakken çıtır çıtırdır ve özellikle çocuklar bayılır. Bunun dışında, Çek mutfağında meyveli knedlík tatlıları (içi erik, kayısı gibi meyve dolu küçük hamur tatlıları), medovník (bal katmanlı pasta) ve ovocné knedlíky (meyveli hamur tatlısı) gibi tatlılar da bulunmaktadır. Eski Şehir’deki pastanelerde bu tatlıları deneyebilirsiniz.
İçecekler: Çekya denince ilk akla gelen içecek biradır – ve gerçekten de Prag, dünyanın en iyi biralarının bazılarını sunar. Pilsner Urquell, Kozel, Staropramen gibi markalar hemen her yerde bulunur. Eski Şehir’de tarihi bir bira evinde (örneğin U Fleků – gerçi bu Yeni Şehir tarafında) koyu renkli ev birasını yudumlayabilirsiniz. Bunun yanı sıra yerel Becherovka likörü (tarçın-karanfilli bitkisel likör) ve mead (medovina) denilen bal likörü gibi içkiler de gelenekseldir. Alkolsüz olarak ise Kofola (Çekya’nın komünizm döneminden kalma kolası) deneyebilir veya öğleden sonra bir kafede Türk kahvesi vari hazırlanan Česka kahvesinin tadına bakabilirsiniz.
Eski Şehir bölgesinde aileler için de uygun pek çok restoran mevcuttur. Geleneksel meyhaneler bazen gürültülü olabilse de, turistik bölgedeki birçok mekan çocuk dostu menülere sahiptir. Örneğin kızarmış peynir (smažený sýr) ve patates kızartması, Çek çocuklarının da favorisi olan basit bir yemektir ve hemen her restoranda bulunur. Ayrıca Eski Şehir Meydanı civarındaki kafelerde Çek mutfağı haricinde uluslararası mutfaklardan da seçenekler bulabilirsiniz.
Özetle, Prag Eski Şehir’de gezerken hem göze hem damağa hitap eden bir deneyim yaşayacaksınız. Orta Çağ atmosferinde geleneksel bir Çek yemeği yemek, ardından tarihi bir pastanede kahveyle birlikte tatlı molası vermek, gezinin keyfini artıran anlardır. Şimdi, şehirde yıl boyunca düzenlenen festival ve etkinliklere, yani Prag’ın kutlama ve sanat dolu takvimine göz atalım.
Festivaller ve Etkinlikler
Prag Eski Şehir, yılın farklı zamanlarında düzenlenen festival, şenlik ve kültürel etkinliklerle her daim canlılığını korur. Aileler için de eğlenceli deneyimler sunan bu etkinlikler, şehrin kültürel zenginliğini yansıtır. İşte Eski Şehir’de özellikle öne çıkan bazı festivaller ve gelenekler:
Noel (Christmas) Pazarı: Kasım ayının sonundan Ocak ayının ilk haftasına kadar Eski Şehir Meydanı, Avrupa’nın en güzel Noel pazarlarından birine ev sahipliği yaparprague.eu. Devasa yılbaşı ağacı, rengarenk ışıklarla süslenir ve akşamları üzerindeki ışık gösterisi izleyenleri büyüler. Meydanda kurulan ahşap stantlarda el yapımı hediyelik eşyalar, cam süsler, ahşap oyuncaklar, takılar satılır. Mis gibi tarçın, vanilya ve kızarmış badem kokuları havayı doldurur; sıcak şarap (svařák) kazanları, trdelník ve sosis tezgahları sürekli müşteriyle doludur. Çocuklar için atlıkarıncalar kurulur, açık hava sahnesinde korolar Noel şarkıları söyler. Bu pazar, ailecek gidilebilecek en keyifli etkinliklerden biridir – çocuklar sıcak kakao yudumlarken ebeveynler de hediyelik bakınabilir. Son yıllarda Noel pazarı geleneği daha da canlanmış, adeta şehir bu dönem “kış masalı” atmosferine bürünmüştürprague.eu.
Paskalya Pazarı: Mart sonu veya Nisan’da Paskalya döneminde yine Eski Şehir Meydanı ve Havelska Pazarı civarında Paskalya pazarları kurulurprague.eu. Renkli boyanmış Paskalya yumurtaları (Česká kraslice) ve el işi süsler stantları süsler. Geleneksel desenli kurdelelerle süslü tatlı çörekler, Paskalya’ye özgü zencefilli kurabiyeler satılır. Folklorik müzik gösterileri, halk dansları yapılır. Özellikle pomlázka denilen söğüt dallarından yapılan ve kurdelelerle süslenen Paskalya kırbaçları ilginç bir gelenektir – genç erkekler kadınlara bu sembolik kırbaçlarla hafifçe vurarak sağlık ve canlılık diler, kadınlar da karşılığında onlara boyalı yumurta hediye eder. Paskalya pazarı, baharın gelişini kutlayan neşeli bir etkinliktir ve turistler de bu renkli gelenekleri gözlemleme fırsatı bulur.
Prag Baharı Uluslararası Müzik Festivali (Pražské jaro): 1946’dan beri her yıl Mayıs ayında düzenlenen bu prestijli klasik müzik festivali, Prag’ın en önemli kültürel etkinliklerindendir. Açılış konseri geleneksel olarak Bedřich Smetana’nın “Má vlast” (Vatanım) eserinin çalınmasıyla başlar ve genellikle Rudolfinum Konser Salonu’nda gerçekleşir. Festival süresince dünyanın dört bir yanından orkestralar, şefler ve solistler Prag’a gelir; Eski Şehir’deki çeşitli mekanlarda – örneğin Rudolfinum (ki Josefov sınırındadır), Estates Tiyatrosu, Meydan’daki açık hava sahneleri gibi – konserler verilir. Bu dönemde şehre sanat dolu bir atmosfer hakim olur, biletler genelde önceden tükenir. Klasik müzik meraklıları için Prag Baharı festivali bulunmaz bir fırsattır.
Signal Işık Festivali: Son yıllarda Ekim ayında düzenlenen Signal Festival, Prag’ın tarihi mekanlarını modern ışık enstalasyonlarıyla buluşturuyor. Eski Şehir Meydanı’ndaki binaların cephelerine yansıtılan üç boyutlu projeksiyon gösterileri, Klementinum veya Belediye Binası gibi yapılar üzerindeki ışık animasyonları kenti adeta dijital bir sanat galerisine dönüştürüyor. Akşamları binlerce kişi, karanlıkta parıldayan bu yaratıcı gösterileri izlemek için sokaklara dökülüyor. Ailece gezip interaktif ışık sergileriyle oynamak çocuklar için de eğlenceli bir deneyim.
Masopust (Çek Karnavalı): Her yıl Şubat ayında, Paskalya öncesi perhiz döneminden önce Çekler geleneksel Masopust karnavalını kutlarlar. Prag’da da bu karnaval geleneği canlandırılır; özellikle tarihi şehir merkezinde renkli kostümler giyen, maskeler takan gruplar sokaklarda yürüyüş yapar, müzik eşliğinde eğlenir. Eski Şehir sokaklarında karşılaşabileceğiniz bu karnaval alayları, Orta Çağ Avrupa’sındaki şenliklerin bir yansımasıdır. Çocuklar için yüz boyama, maskeli balo etkinlikleri de düzenlenir.
Aziz Nikola Gecesi (Mikuláš): 5 Aralık akşamı, Çek geleneğinde Aziz Nikola Gecesi’dir. O akşam, St. Mikuláš (Noel Baba benzeri bir figür), yanında bir melek ve bir şeytan ile sokaklarda dolaşır. Özellikle Eski Şehir Meydanı ve çevresinde bu kostümlü üçlüyü görmeniz mümkündür. İyi çocuklara melek şeker ve hediye verirken, yaramaz çocukları temsilen şeytan onları hafifçe korkutur (tabii ki eğlence amaçlı). Aileler çocuklarını alıp meydanda dolaşır, Mikuláš ile karşılaşmayı heyecanla beklerler. Bu gelenek, Çek çocukları için Noel’den önceki en heyecanlı gecelerden biridir ve Eski Şehir’in atmosferi o akşam çok keyifli ve hareketli olur.
Yeni Yıl ve Yılbaşı Kutlamaları: 31 Aralık gecesi Prag sokaklarında coşkulu kalabalıklar yılbaşını kutlar. Eski Şehir Meydanı’nda genellikle canlı konserler, DJ performansları ve geri sayım etkinlikleri olur. 1 Ocak akşamı ise şehrin resmi havai fişek gösterisi genelde Letná Parkı’ndan yapılır ve Eski Şehir’den binlerce kişi bu gösteriyi izler. Karl Köprüsü ve Meydan civarı yılbaşı gecesi çok kalabalık olabileceği için ailelerle dışarı çıkarken dikkatli olmak gerekir, ancak şehir geneli güvenli ve neşeli bir ortam sunar.
Maraton ve Spor Etkinlikleri: Her Mayıs ayında düzenlenen Prag Maratonu (Volkswagen Prague Marathon) rotası Eski Şehir Meydanı’ndan başlar. Koşu sabahı, erken saatlerde meydan start alanı haline gelir; dünyanın dört bir yanından koşucular tarihi binaların arasında maratona başlarlar. Güzergahları Vltava boyunca ve kent içinde devam eder. Seyirciler için koşucuları bu tarihi doku içinde izlemek ve tezahürat yapmak keyiflidir. Ayrıca Eylül’de düzenlenen Prag Yarı Maratonu gibi etkinlikler de benzer şekilde şehir merkezinden geçer.
Prag Sonbahar Uluslararası Caz Festivali gibi etkinlikler de yılın farklı zamanlarında gerçekleşir ve bazı konserleri Eski Şehir mekanlarında olabiliyor. Ayrıca Ekim ayında Prag Kahve Festivali, yaz aylarında Uluslararası Folklor Festivali gibi tematik etkinlikler şehrin kültürel takvimini doldurur.
Özetle, Prag Eski Şehir’de her mevsim bir hareket, bir şenlik bulmak mümkündür. Kışın Noel pazarının sıcak şarabından bahara müzik festivalinin notalarına, yazın açık hava konserlerinden sonbaharda ışık gösterilerine kadar, şehir kültürel açıdan çok zengin bir takvim sunar. Eğer seyahatinizi bu etkinliklerden birine denk getirirseniz, Prag’ın yerel kültürünü daha derinden deneyimleme fırsatı yakalarsınız.
Şimdi de Prag Eski Şehir’in sanat ve müzik sahnesine – yani tiyatrolarına, konserlerine ve galerilerine – değinelim.
Sanat ve Müzik Sahnesi
Prag, tarih boyunca bir sanat ve müzik şehri olmuştur. “Müzik, Prag’ın damarlarında akar” derler; gerçekten de Eski Şehir’de gezerken bir kiliseden yükselen org sesi ya da bir salondan gelen yaylı ezgileri duyma ihtimaliniz yüksektir. Bu bölümde Eski Şehir’deki sanat galerileri, tiyatro ve opera salonları, müzik mekânları ve genel olarak kültürel sahneden bahsedeceğiz.
Klasik Müzik ve Opera: Prag’ın klasik müzik mirası çok zengindir. Mozart’ın bir dönem yaşayıp eserlerini icra ettiği bu şehir, aynı zamanda Dvořák ve Smetana gibi Çek bestecilerin vatanıdır. Eski Şehir’e yürüme mesafesinde olan Rudolfinum Konser Salonu, 19. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş neo-rönesans bir binadır ve Çek Filarmoni Orkestrası’nın yuvasıdır. 1946 yılında ilk Prag Baharı müzik festivali burada düzenlenmiştirprague.eu. Rudolfinum’daki Dvořák Salonu, akustiğiyle ünlü muhteşem bir salondur ve yıl boyunca konser programları sunar. Bir başka önemli mekan, Estates Tiyatrosudur (Stavovské divadlo). Burası, Mozart’ın Don Giovanni operasının 1787’de dünya prömiyerini bizzat Mozart’ın yönetiminde gerçekleştirdiği sahne olmasıyla tarihe geçmiştirbarcelo.com. Günümüzde de burada opera temsilleri ve klasik müzik konserleri devam ediyor. Eğer zamanınız uyarsa, bu tarihî salonda bir performans izlemek unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Eski Şehir’deki bazı kiliseler de (Aziz Nicholas Kilisesi, Týn Kilisesi, Klementinum Ayna Şapeli gibi) düzenli olarak oda müziği konserlerine ev sahipliği yapar. Özellikle turistlere yönelik, akşam saatlerinde kısa klasik müzik dinletileri popülerdir. Vivaldi’nin Dört Mevsim’inden Dvořák’ın “Yeni Dünya Senfonisi”ne kadar tanınmış eserlerin küçük orkestralarca çalındığı bu konserler, tarihi ambiyansta müzik keyfi sunar.
Tiyatro ve Kukla Sanatı: Prag, kukla tiyatrosu geleneğiyle de ünlüdür. Çek kukla sanatı (loutkářství), UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alır. Eski Şehir’de Ulusal Marionet Tiyatrosu (Národní divadlo marionet) adlı bir mekan bulunur. Burada özellikle Mozart’ın Don Giovanni operası, tahta kuklalarla canlandırılan bir gösteri olarak sahnelenmektedir. Bu gösteri yıllardır binlerce kez sahnelendi ve büyük ilgi görüyorpragueticketoffice.comtripadvisor.com. Yarım insan boyundaki kuklaların detaylı kostümleri ve mizahi anlatımıyla sunulan Don Giovanni, hem çocuklar hem yetişkinler için keyifli bir gösteri. Eğer çocuklarla Prag’daysanız, 1 saatlik daha kısa kukla gösterileri de oluyor (örneğin Sihirli Flüt’ün kukla versiyonu gibi)tripadvisor.com. Kukla tiyatrosu dışında, Prag’ın meşhur Kara Işık Tiyatrosu gösterileri de Eski Şehir civarında izlenebilir. Bu gösterilerde karanlık bir sahnede floresan kostümler ve ultraviyole ışık efektleriyle göz alıcı illüzyonlar yaratılır. Özellikle “Ta Fantastika” ve “Image Theatre” gibi grupların performansları turistler arasında popülerdir – diyalog içermediğinden dili önemli olmadan herkesin anlayabileceği görsel bir şölen sunarlar.
Galeriler ve Sanat Mekanları: Eski Şehir, resim ve heykel sanatına ilgi duyanlar için de pek çok seçenek sunar. Ulusal Galeri’nin bazı koleksiyonları Eski Şehir’de sergilenir. Örneğin Kinský Sarayı, dönemsel sergilere ev sahipliği yapar. Taş Çan Evi ve Belediye Kütüphanesi (orada Matej Kren’in ünlü “Idioms” adlı kitaplardan oluşan bir kule enstalasyonu vardır) gibi mekanlar çağdaş sanat sergileri ve enstalasyonlar barındırabilir. Eski Şehir’de yürürken birden bire tarihi bir binanın girişinde modern bir sanat enstalasyonu görmek şaşırtıcı olmayacaktır – Prag bu zıtlıkları sever. Mesela Eski Şehir Meydanı’nda geçici heykel sergileri veya performans sanatı etkinlikleriyle karşılaşabilirsiniz.
Kafka severler için, Eski Şehir’de Kafka Müzesi aslında nehrin karşısında (Malá Strana’da) bulunuyor ama Eski Şehir’de Kafka Anı Evi (Kafka’nın doğduğu yer yakınında) gibi noktalar da var. Josefov’da (Yahudi Mahallesi) Kafka’nın devasa bir dönen kafa heykeli (David Černý eseri) biraz daha güneyde (Můstek yakınında) bulunuyor – bu tip modern kamusal sanat eserleri Prag’da her yerde.
Jazz ve Modern Müzik: Prag, klasik müzik kadar caz ve modern müzik sahnesiyle de bilinir. Eski Şehir sınırları içinde veya hemen yakınında pek çok caz kulübü bulabilirsiniz. Özellikle Jazz at the Ungelt (Týn Avlusu’nda tarihi bir mekanda bulunan bir caz kulübü), Reduta Jazz Club (Yeni Şehir tarafında ama Wenceslas Meydanı’na yakın) gibi mekanlar her akşam canlı müzik sunar. Jazz Boat gibi konseptler de mevcut – Eski Şehir’in limanından kalkan bir teknede akşam yemeği eşliğinde caz müziği turu yapabilirsiniz, nehirden gece Prag manzarasıyla birlikte. Ayrıca Karlovy Lázně gibi büyük gece kulüpleri, Eski Şehir’in eğlence hayatını renklendirir (özellikle genç turistler için).
Edebiyat ve Kütüphaneler: Sanat sahnesinden bahsederken, edebiyatı da unutmamak gerek. Prag’ın edebi mirası, Kafka dışında da zengindir (Rainer Maria Rilke de Prag doğumludur). Eski Şehir’de Klementinum Kütüphanesi’ni gezmek, kitaplarla süslü muhteşem bir barok salona tanık olmak bir sanat deneyimi gibidir (yukarıda bahsettik). Ayrıca bağımsız kitabevleri, şiir dinletileri yapılan kafeler de kültürel dokunun bir parçasıdır.
Özetle, Prag Eski Şehir’de sanat ve müzik her yerdedir. İster bir kilisede klasik müzik konseri, ister kukla tiyatrosunda bir opera parodisi, ister sokakta bir caz grubu… Bu şehirde kültür, gündelik hayatın içine işlemiştir. Ailece bir kukla gösterisine gitmek, tarihi bir salonda konser izlemek ya da bir sanat galerisini gezmek Prag ziyaretinizi zenginleştirecektir.
Şimdi, Eski Şehir’deki günlük yaşamdan kesitlere daha yakından bakalım ve burayı sadece bir turist olarak değil, biraz da yerel gözüyle deneyimlemeye çalışalım.
Günlük Yaşamdan Kesitler
Turist kalabalıkları ve tarihi yapılar arasında, Prag Eski Şehir’in gerçek bir mahalle olduğunu ve insanların burada günlük hayatlarını sürdürdüğünü gözlemlemek oldukça ilginçtir. Bu bölümde, Eski Şehir’in günlük yaşamından kesitler sunarak, orada yaşayan veya çalışan insanların perspektifine değineceğiz. Bu kesitler, seyahatinizi daha derin bir anlayışla zenginleştirebilir.
Sabahın erken saatleri, Eski Şehir’in belki de en “yerel” halini sunduğu zamanlardır. Güneş doğarken sokaklar neredeyse boştur. Küçük fırınlar ve kafeler yeni açılmaya başlamıştır; vitrinlerine taze hamur işleri dizilir. Esnaf, dükkânının önünü süpürür, restoranlara taze malzeme sevkiyatı yapan küçük kamyonetler tarihi sokaklardan dikkatlice geçer. Saat 7-8 civarında, bazı yerel çocuklar okula gitmek üzere aileleriyle birlikte sokaklarda yürüyebilir – Eski Şehir sınırlarında birkaç okul ve anaokulu bulunmaktadır. İşe giden Praglılar metrodan veya tramvaydan inip ofislerine doğru yol alır. Özellikle Parízská Caddesi civarında (burası lüks mağazaların bulunduğu yer), sabahları vitrinleri temizleyen görevlileri, malları düzenleyen mağaza çalışanlarını görürsünüz. Bu manzaralar, her ne kadar tarihi bir bölgede olsanız da, Eski Şehir’in yaşayan bir şehir parçası olduğunu hatırlatır.
Gün ilerledikçe turist hareketliliği artar; yerel halk ve turist ayrımını yapmak zorlaşır. Yine de, örneğin öğle yemeği saatinde, civardaki ofislerde çalışan Praglıların öğle molasında Havel Pazarı civarındaki hızlı lokantalarda veya büfelerde yemek yediğine tanık olabilirsiniz. Kimi praglılar geleneksel “den standing lunch” yapar – ayaküstü bir klobása (ızgara sosis) veya dilim pizza atıştırır, ardından işine döner. Bazıları ise eski şehirdeki tarihi birahaneye gidip bir guláš ve yanında bir küçük bira ile öğle yemeğini keyfe dönüştürür (evet, Çek kültüründe öğlen birası alışıldık bir durumdur!).
Öğleden sonra, turist kafilelerinin yoğunluğu biraz azaldığında, Eski Şehir’in sakinleri günlük alışverişlerini yapar. Örneğin yerliler taze meyve-sebze almak için halen Havelské tržiště (Havel Pazarı)’na uğrayabilir – pazarda turist eşyalarının yanı sıra manav tezgahları da vardır. Bir apartmanın penceresinden sarkan bir teyze, alt kattaki komşusuyla Çekçe sohbet edebilir; sokakta Çekçe konuşan birilerini duymak bu saatlerde daha olasıdır (turist yoğunluğu biraz azalınca). Bazı ara sokaklarda küçük bakkallar veya süpermarketler (Žabka gibi) bulunur, mahalle sakinleri akşam için ekmek-süt vs. alır. Josefov tarafında yaşayan Yahudi cemaati mensuplarını koşer ürünler satan dükkânlarda görebilirsiniz.
Akşamüstüüstü yaklaştığında, turistlerin bir kısmı otellerine veya başka yerlere çekilirken, yerli öğrenciler ve gençler Eski Şehir’e gelmeye başlar. Yakınlarda üniversite fakülteleri olduğundan (örneğin Karolinum çevresinde) öğrenciler okul çıkışı buluşmak için kafelere, kitapçılara uğrarlar. Jan Hus Anıtı’nın basamaklarında oturup gitar çalan gençlere rastlamak sıradandır. Veya bir grup liseli, okul sonrası dondurma alıp meydanda takılabilir. Bu saatlerde Eski Şehir tekrar biraz Praglılara kalır gibidir – tabii turistler hala çoktur ama yerli hayatın sesini daha net duyabilirsiniz.
Akşam olunca işten çıkanlar belki bir bar veya restoranda arkadaşlarıyla buluşur. Eski Şehir, yerli halkın da akşamları geldiği mekanlara sahip. Örneğin “Lokál” gibi geleneksel bir pub zincirinin Dlouhá Caddesi’ndeki şubesi, hem turistler hem yerlilerle dolup taşar; herkes uzun ahşap masalarda yan yana oturup soğuk bir Pilsner eşliğinde kızarmış peynir yer. Praglılar özellikle Cuma akşamları Eski Şehir’de barlara, kulüplere gider – Dlouhá Caddesi bu açıdan gece hayatının merkezlerinden biridir ve çeşitli barlarda Çek gençlerini görebilirsiniz.
Eski Şehir’de yaşamanın zorlukları da yok değil: Bölgede yaşayanlar, yüksek turist trafiği nedeniyle oluşan gürültü ve kalabalıktan bazen şikayetçi. Örneğin sabahın erken saatlerinde bavul tekeri sesleri, gece geç saatte gürültülü turist grupları olabiliyor. Bu yüzden son yıllarda birçok yerli, Eski Şehir’den taşınıp daha sakin semtlere yerleşti. Yine de yaklaşık altı bin kişi bu bölgede yaşamaya devam ediyoren.wikipedia.org ve bu özel mahalle kültürünü yaşatıyor.
Dini bayramlar ve ulusal günler de günlük yaşamın parçası. Örneğin Pazar sabahları Týn Kilisesi’nde ve Aziz Nicholas Kilisesi’nde ayin olur; erken saatte giderseniz ibadet eden yerli cemaati görebilirsiniz. 28 Ekim (Çekoslovakya’nın kuruluş günü) gibi ulusal bayramlarda meydanda resmi törenler olmasa da anıt önlerine çelenk konur, bayraklar asılır – Praglılar için buralar milli hafızanın mekanlarıdır.
Bir de turizmin getirdiği sıradışı küçük “meslekler” var: Astronomik Saat önünde Orta Çağ kostümüyle gezip turistlerle fotoğraf çektiren karakterler, atlı fayton sürücüleri, Eski Şehir sokaklarında klasik araba turları düzenleyen rehberler… Bunlar her ne kadar turist odaklı olsa da artık Eski Şehir’in günlük manzarasının parçası olmuş durumdalar. Örneğin faytoncular atlarını Meydan köşesinde bekletir, atlar orada sakin sakin dururken, sürücü yanındaki arkadaşlarıyla Çekçe muhabbet eder – meslekleri turistik olsa da kendi günlük rutini haline gelmiştir.
Sonuç olarak, Prag Eski Şehir’de günlük yaşam, turistik hareketlilik ile yerel rutinlerin ilginç bir harmanıdır. Bir yanda küresel ziyaretçi akışı, diğer yanda mahalle sakininin sıradan bir günü… Bu ikisi yan yana varlığını sürdürür ve Eski Şehir’in benzersiz karakterini oluşturur. Ziyaretçi olarak siz de sabahın erkeni veya gecenin geçi gibi farklı zaman dilimlerinde burayı deneyimleyerek, bu günlük hayat parçalarını yakalayabilirsiniz. Bu, seyahatinize beklenmedik ve otantik bir boyut katacaktır.
Şimdi, hem yerli halkın hem de turistlerin ortak tutkusu olabilecek bir konuya değinelim: fotoğrafçılık. Prag Eski Şehir, fotoğraf severler için bir cennet gibidir. En güzel kareleri yakalayabileceğiniz noktaları ve ipuçlarını paylaşalım.
Fotoğrafçılık Açısından Cazip Noktalar
Prag Eski Şehir, kartpostal güzelliğinde manzaraları ve tarihi dokusuyla fotoğrafçılar için son derece cazip bir mekandır. İster profesyonel bir fotoğrafçı olun, ister telefon kamerasıyla anı biriktiren bir gezgin, burada muhteşem kareler yakalamak işten bile değil. Bu bölümde, Eski Şehir’deki en fotojenik noktaları ve fotoğraf çekimi için ipuçlarını ele alacağız.
Eski Şehir Meydanı ve Týn Kilisesi: Kuşkusuz, Prag denince akla gelen ilk manzaralardan biri, Eski Şehir Meydanı’nda yükselen Týn Kilisesi’nin iki kulesi ve ön planda Jan Hus Anıtı’dır. Gündüzleri meydan kalabalık olsa da, sabah erken saatlerde veya akşamın ilerleyen saatlerinde daha sakin kareler yakalayabilirsiniz. Özellikle gün doğumu vaktinde, meydan neredeyse boşken, altın ışık Týn kulelerine vurduğunda çektiğiniz fotoğraflar masalsı olacaktır. Yerel fotoğrafçıların tavsiyesi de gün doğumunda uyanıp Eski Şehir’de fotoğraf yürüyüşüne çıkmak yönündedir – şehir size kalmış gibi hissedeceksinizjimnix.com. Gün batımında ise Týn Kilisesi’nin arkasındaki gökyüzü kızıl ve turuncu tonlara bürünür, bu da harika bir silüet fotoğrafı verir.
Eski Belediye Sarayı Kulesi’nden Panoramik Manzara: En etkileyici fotoğraf noktalarından biri, Astronomik Saat’in bulunduğu Eski Belediye Sarayı’nın kulesinin tepesidir. Buraya çıkarak şehre kuşbakışı bakma şansınız var. Kuledeki gözlem terasından 360 derecelik manzara elde edersiniz: Bir tarafta hemen aşağıda Eski Şehir Meydanı, yukarıdan bakınca adeta minyatür insanlar ve Jan Hus Anıtı ile renkli binalar bir halı gibi serilirjimnix.com. Diğer tarafta uzak ufukta Prag Kalesi ve St. Vitus Katedrali, bir yanda Vltava Nehri ve üzerindeki köprüler… Bu noktadan en popüler çekim, Týn Kilisesi’nin kulelerini ön plana alarak geniş meydan manzarasını kadraja sığdırmaktır. Ayrıca kulede dolaşarak Aziz Nicholas Kilisesi’ ... devamı









Yorumlar